Ana içeriğe atla

Hikayenin bugüne kadar nasıl geldiği mi, hikayeni bugünde nasıl değiştirebileceğin mi?

 


Okuduğun her kitap, izlediğin her film, yaptığın her sohbet, sinir sistemin üzerinde mikroskobik izler bırakıyor ve bu izler zaman içinde birikerek seni sen yapan bütünü oluşturup nasıl birine dönüşeceğinin sınırlarını belirliyor. 

Bilinçli veya bilinçsizce yaptığımız bu seçimler, aslında hayatımızın üzerine yağan yağmur gibiler. Bugün zihnimizde yer çekiminin etkisinden kurtulup, bizi zaman zaman şaşırtan bir şekilde ortaya çıkan kaynak suları da yıllar önce hayatlarımızın üzerine yine yağmur olarak düşmüşlerdi. Çocukken hayatımıza yağan, ruhumuzun en derin katmanlarına kadar sızan o yağmur suları hakkında hiç bir şey bilmiyorduk, ıslanmak istemediğimiz yağmurlardan korunmak için bilinç şemsiyelerimizi henüz kullanamıyorduk.

Ama artık hepimiz bir yetişkiniz ve hayatımızın direksiyonunda artık biz oturuyoruz. Ne olduğumuza, kim olacağımıza seçtiğimiz, içinden geçtiğimiz yollar, bu yollarda durup konakladığımız hayatlar ve insanlarla biz karar veriyoruz!

Dostumuzu arkadaşımızı, izleyeceğimiz filmi, okuyacağımız bir kitabı, bir makaleyi, bir yazıyı, insanlarla yaptığımız sohbetlerin içeriğini seçerken aslında gelecekte kim olacağımızın, kendimize hangi sınırların içinde bir hayat yaşatacağımızın kararını da vermiş oluyoruz!

Şimdi bir an için durup geride bıraktığın son haftayı bir düşünsen!

Geçtiğimiz hafta izlediğin filmlerden, okuduğun satırlardan, yaptığın sohbetlerden, onların ruhunda bıraktıkları etkilerden, şu an onları düşündüğünde sende yarattıkları duygudan memnun musun?

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Emmanuel Ogbonnaya

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...