Ana içeriğe atla

Belki de sır, senin ne kadar derin görmeyi istediğinde!

 


O en son güne kadar devam edecek, bir anlam arayışı mı bu? 

Gerçekte kim olduğunu, sahip olduğun potansiyelin ne olduğunu, onu nasıl ortaya çıkarabileceğini ve onunla yaşamın nerelerine, nasıl dokunabileceğini keşfetmeye çalıştığın!
 
Sonuçların mı sebep, sebeplerin mi sonuç olduğuna dair karmaşık, gizemli bir denklemi çözme çabası mı bu? 

Dünyanın mı senin düşüncelerini yarattığının, senin düşüncelerinin mi dünyayı tanımladığının sürekli sorgulamasını yaptığın. 

Algılama yönünü her değiştirişinde, yaşamını farklı bir gözle görüp yeniden anlamlandırdığın ve her seferinde geçmişin ve geleceğin bugünde nasıl değiştiğine şahitlik edip, şaşırdığın. 
 
Hayatın mı seni yaşadığına, senin mi hayatı yaşadığına dair bir yüzleşme mi bu? 

Kendini haklı çıkaracak yeni yolları keşfetmek, kurban rolünü sürdürmek yerine, yaşamak için doğduğun hayatı yaşamana engel olan konulara daldığında, niçin olduğun gibi olduğunu, inandıklarına neden inandığını, hissettiklerini neden hissettiğini anladığın.
 
Yalnızca senin hissedebileceklerine, senden başka hiç kimsenin sana öğretemeyeceklerine dair bir farkındalık yolculuğu mu bu? 

Kim olduğunu, yaşadığın hayatı, derinlemesine anlamak için duygularının, anılarının içine dalmak zorunda kaldığın.

Senin kadar ileriye gitme cesaretini gösteremeyenlere, seni gitmekten alıkoyma hakkını vermemek için yapman gereken bir mücadele mi bu?

Kendi koyduklarının dışında insanı kısıtlayan hiç bir sınırının olmadığının farkına vardığın.
İnsanın hayatında bir şeylerin değişmesi için önce yeni bir şeyler bilmesi gerektiğini anladığın.
 
Gerçek sen’le, gerçek sen rolü arasında, olmaya çabaladığın sen’le hayatın yaptığı sen arasındaki karşı koyamadığın bir salınım mı bu?

Seni sen olduğun için mi, seni sen olmadığın için mi sevdiklerini anlayamadığın.
Seni sen yapan özelliklerini fark edip alkışlayanların da, sana has o özellikleri değiştirmeye çalışanların da aynı kişiler olduğunun farkına vardığın.
 
Hayat verilenden hayat verene doğru yaptığın, yol boyu varlığınla bir olarak kalabilmek için çabaladığın, bir insan olarak ne kadar yol aldığını sadece senin anladığın mucizevi bir keşif yolculuğu mu bu?
 
Haşim Arıkan 


Fotoğraf : Unsplash / Richard Jaimes

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...