28 Kasım 2025

Kendini kendine bırakmak mı, kendini kendinden kurtarmak mı istiyorsun?


Yıllardır kullandığın o maskeleri terk ettiğinde kimsin sen?

Kendini içine sakladığın o sert kabuğun kırıldığında, altından çıkacak olanı tanıyor musun?

Seviyor musun onu?
Yoksa onu seversen onun gerçekleri ile yüzleşmek zorunda kalmak fazlasıyla korkutuyor mu seni?

Ona hiç saygı duyuyor musun?
Yoksa başkalarına kendini göstermek istediğinde en başta onu mu terk ediyorsun?

Yalnızlığınla kaldığın zamanlarda hep huzursuz musun?
Onun gerçekliğiyle olmaktansa seni ondan uzaklaştıracak her şeye hemen razı mı oluyorsun?
Onun sorumluluğunu üzerine almamak için mi yıllardır ondan kaçıyorsun?
Ondan utandığın, onu yeterince iyi bulmadığın için mi onu herkesten bu kadar saklıyorsun?

Kendine nasıl bir hayat yaşamakta olduğunu gerçekten görmüyor musun?

27 Kasım 2025

Her şey kendimizi nasıl uyuyup, ne zaman, nasıl uyandırdığımıza bağlı.


Acaba bir insan olarak hatayı en çok nerelerde yapıyorum?

Kendimle iletişim kurmaktan neden hep kaçıyorum?
Kendimle ilgili soruları neden ilk kendime soramıyorum?

Ben kendime neden güvenmiyorum?
Kendime, kendini bana kanıtlaması için neden bir şans veremiyorum?

20 Kasım 2025

Acaba hangi yol senin yolun, sen hangi yolun yolcususun?


Değişim, nasıl bir şey sence?


Neler hissediyorsun sen değiştikçe?

Mutlu musun, yaşadığın bu değişimden?

Yoksa yaşadığın değişim huzursuz mu ediyor seni?


Değişirsen, bir daha geriye dönememek, eskisi gibi olamamak endişelendiriyor mu seni?

Memnun musun yıllardır birlikte yaşadığın senden?

Yoksa yeni keşfetmeye başladığın seni daha mı çok seviyorsun?

Her geçen gün o biraz daha özgürleşip, kendini biraz daha net ortaya koydukça, sen daha çok mu sana benziyorsun?
 
Korkuyor musun yaşadığın bu değişimden?
Nereden, nasıl başlayacağını mı bilmiyorsun?

Yoksa hala içindeki o yalnız ve korkmuş küçük çocuktan mı kaçıyorsun? Kaçtığın, saklandığın şeylerin içine atılmış o tohumlarını mı görüyorsun?

13 Kasım 2025

Kim, hiç kimseye bir anı olmadan bu dünyadan çekip gidebilir ki?


"Keşke hayatımda geldiğim bu noktaya başka insanları incitmeden gelebilseydim.'' 

Zaman zaman aklıma gelir, kimin bana armağanı, ruhumun nerelerine, neden dokunduğunu hala tam çözemediğim bu cümle…

Düşünürüm… 

Bir insanın, ancak diğer insanlarla olan ilişkisi sayesinde hayatta var olabildiğini. 
Kendini ancak diğer insanlarla ilişki içindeyken ortaya çıkan düşünce ve duyguların farkındalığıyla tanıyabildiğini. 

“Ben” olabilmek, "ben" i daha iyi anlayabilmek, keşfedebilmek için, mutlaka bir de “sen” in var olması gerektiğini.

9 Kasım 2025

İçerisi nasılsa dışarısı da ona benziyor!


Yaşamın -biz ne kadar ayak diresek de- kendince bir akışı var.

Her kışın ardından bahar geliyor, ağaçlar yeniden tomurcuklanıyor, çocuklar olgunlaşıp birer yetişkin oluyor. Ve günü geldiğinde, doğduğundan beri içinde taşıdığı o yaşlıyla tanışıyor. Onun farkındalığıyla, yaşadığı hayatı sorguluyor.

Hayat denilen bu keşif yolculuğunda fark eden, öğrenen, gelişen, dönüşen olmak, belki de insanın istese de vazgeçemeyeceği tek kaderi!

Bu yolculukta hepimizin gördüğü, işittiği, dokunduğu, hissettiği, düşündüğü her şey tamamen öznel.

İsimsiz olanı adlandıran, tanımsız olanı etiketleyen, şekilsiz olanı şekillendiren her zaman insanın kendi zihni.

8 Kasım 2025

Beni ben olduğum için mi sevdin, beni ben olduğum için mi terk edeceksin?

 

Azalmaya başlıyor bazen insanın içinde bir şeyler. Bizi bir araya getiren şeyler bizi birbirimizden ayırmaya başlıyor! 

Ayrı ayrı yaşanmakta olan aynı macera, 
Ayrı ayrı yaşanan iki maceraya dönüşüyor.

Fiziksel olarak birlikte olsa da, 
İnsan kendi içinde, kendine ait gizli, özgür bir dünya yaratıp orada yaşamaya başlıyor. 

Geçmiş hiç bir zaman kendini tekrar ederek iyileşemiyor. 

Hiç bir ilişki, biz kendimizi ortaya koyabilme yürekliliğini göstermeden ve gereğinde bazı şeyler için mücadele etmeden kendi kendine toparlanmıyor.

Belki de, cesaretimiz olsa hayır diyeceğimiz bir tercihe, evet dememeyi öğrenmemiz gerekiyor.

1 Kasım 2025

Neden itiraf edemiyorum ben kendime?


Düşünüyorum!

Ben” diye etrafıma gösterdiklerim acaba yüzde kaçım benim?

Cesaret edip de gösteremediğim daha ne kadar var geride?

Yüzde kaç gerçeğim ben?

Sahip olduğum duyguların acaba yüzde kaçını kullanmak için kendime izin veriyorum?

Kendime hayatın yüzde kaçını yaşatıyorum?

Yüzde yüz kendim olarak yaşamak için yeterince cesaretim mi yok? 
Yüzde yüz kendim olarak yaşama riskini mi göze alamıyorum?
Yeterince iyi olmadığımı düşündüğüm için, reddedileceğimden, sevilmeyeceğimden, terk edileceğimden mi korkuyorum?
Beni avuçlarında tutan alışkanlıklarıma, bağımlılıklarıma mı karşı koyamıyorum?
Yoksa kendimi gerçek diye inandırdığım, sahtelikleri kaybederim korkusu mu beni böyle basiretsiz bırakıyor.

Düşününce ne tuhaf bir durum aslında bu yaşadığım!