Yoksa başkalarına kendini göstermek istediğinde en başta onu mu terk ediyorsun?
Onun gerçekliğiyle olmaktansa seni ondan uzaklaştıracak her şeye hemen razı mı oluyorsun?
Onun sorumluluğunu üzerine almamak için mi yıllardır ondan kaçıyorsun?
Zaman zaman aklıma gelir, kimin bana armağanı, ruhumun nerelerine, neden dokunduğunu hala tam çözemediğim bu cümle…
Düşünürüm…Her kışın ardından bahar geliyor, ağaçlar yeniden tomurcuklanıyor, çocuklar olgunlaşıp birer yetişkin oluyor. Ve günü geldiğinde, doğduğundan beri içinde taşıdığı o yaşlıyla tanışıyor. Onun farkındalığıyla, yaşadığı hayatı sorguluyor.
Hayat denilen bu keşif yolculuğunda fark eden,
öğrenen, gelişen, dönüşen olmak, belki de insanın istese de vazgeçemeyeceği tek
kaderi!
Bu yolculukta hepimizin gördüğü, işittiği,
dokunduğu, hissettiği, düşündüğü her şey tamamen öznel.
Azalmaya başlıyor bazen insanın içinde bir şeyler. Bizi bir araya getiren şeyler bizi birbirimizden ayırmaya başlıyor!
Geçmiş hiç bir zaman kendini tekrar ederek iyileşemiyor.