31 Mayıs 2026

Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir!

Düşünüyorum!

Hayat deneyimi dediğimiz şey,
 
İçeriden dışarıya doğru mu,
Dışarıdan içeriye doğru mu,
Ortaya çıkıyor?
 
İnsanın sürekli benzer hikayeleri yaşaması,
Deneyimlerin kendisinden mi,
Bu deneyimlerle ilgili olarak kendimizi iyi veya kötü hissetmemize neden olan yorumlarımızdan mı kaynaklanıyor?
 
Hikayemizin değişmesi için,
Yaşadığımız deneyimlerin mi,
O deneyimlerle ilgili yorumumuzun mu değişmesi gerekiyor?
 
İnsan kendini görmeden, kendisi için yaşamaya çalıştıkça ne kadar da çok yoruluyor.
Zamanla,
Kendi kendine iyileşmiyor hiçbir şey,
Yok olmuyor içimizdeki zamanın tortusu,
Çözülmüyor insanın ruhundaki her düğüm!
Deneyimlerimize dair yapmış olduğumuz her yorum, her zaman gerçeği yansıtmıyor.
Yanılmak da bu hayatın bir gerçeği.
Bütünlenememiş, çemberleri tam kapanmamış duygularımızın girdabına kapılmak da hayatın bir parçası.
 
Yıllar sonra fark ediyorum ki;
İnsan ancak yaşadığı deneyimlerin altında yatan, dip duygusal akıntıların farkına vararak hayatında ki kısır döngülerden özgürleşebiliyor!
 
Yıllardır sürdürdüğü yaşamın, aslında sürdürmek zorunda olduğu yaşam olmadığını,
Ancak o dip duyguları kendi içinde bütünleyebildiğinde anlayabiliyor!
 
Hayatımızda,
Yaşanacak olan değil, yaşananlar değişiyor sürekli aslında…
Yaşayabildiğimiz her yeni deneyim, her eski deneyimi de yeniden yorumluyor…
 
Hiç bir şey yaşandığı o ilk orjinal haliyle kalamıyor,
Her şey hatırlandığı o en son haline dönüşüyor sürekli!
 
Haşim Arıkan
 
 
 
Fotoğraf: Unsplash / Raj Rana

Hiç yorum yok: