7 Haziran 2026

Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?

 

Sürdürmek zorunda olduğun bir yaşamı mı yaşıyorsun?

Düşündün mü hiç?

Sence, hayat deneyimi dediğimiz şey,
İçeriden dışarıya doğru mu,
Dışarıdan içeriye doğru mu,
Ortaya çıkıyor?
 
İnsanın hayatında sürekli benzer hikayeleri yaşaması,
Bu deneyimlerden mi,
Yoksa bu deneyimlerle ilgili olarak kendimizi iyi veya kötü hissetmemize neden olan yorumlarımızdan mı kaynaklanıyor?
 
Kendini tekrar eden hayatımızın değişebilmesi için,
Yaşadığımız deneyimlerin mi,
O deneyimlerle ilgili yorumumuzun mu değişmesi gerekiyor?
 
İnsan kendini görmeden, kendisi için yaşamaya çalıştıkça aslında kendini ne kadar çok yoruyor.

Zamanla,
Kendi kendine iyileşmiyor hayatta hiçbir şey,
Yok olmuyor içimizdeki zamanın tortusu,
Çözülmüyor insanın ruhundaki her düğüm!
Deneyimlerimize dair yapmış olduğumuz her yorum, her zaman gerçeği yansıtmıyor.
Yanılmak da bu hayatın bir gerçeği.
Bütünlenememiş, çemberleri tam kapanmamış duygularımızın girdabına kapılmak da hayatın bir parçası.
 
Yıllar sonra artık fark ediyorum ki;
İnsan ancak yaşadığı deneyimlerin altında yatan, dip duygusal akıntıların farkına vararak hayatında ki kısır döngülerden özgürleşebiliyor!
 
Yıllardır sürdürdüğü yaşamın, aslında sürdürmek zorunda olduğu yaşam olmadığını,
Ancak o dip duyguları kendi içinde bütünleyebildiğinde anlayabiliyor!
 
Hayatımızda,
Yaşanacak olan değil, yaşananlar değişiyor sürekli aslında…
Yaşayabilmeyi başardığımız her yeni deneyim, yaşamış olduğumuz her eski deneyimi de yeniden yorumluyor…
 
Hiç bir şey yaşandığı o ilk orjinal haliyle kalamıyor,
Her şey hatırlandığı o en son haline dönüşüyor…
 
Haşim Arıkan
 
 
 
Fotoğraf: Unsplash / Timo Masri

Hiç yorum yok: