Ana içeriğe atla

Sence aşk nedir?


“Sence aşk nedir?” diye soruyorum.

“Bunu düşünmemelisin!” diyor. “Eğer kalbini düşüncelerle doldurmaya başlarsan gerçek aşkı hiç bir zaman keşfedemezsin. Düşünmek, önyargıları, korkuları, geçmiş bilgileri, cümlelere dönüştürmektir. Kurduğun cümleler beyninde model oluşturur, aşkı da o modelin içine hapsedersin.

Oysa aşkı ancak, onu hiç yorumlamazsan, ona bir tanım, bir ad koymazsan gerçekten yaşayabilirsin.

Sakın unutma her aşkın tanımı kendi içinde gizlidir.”

20 Temmuz 2009
Haşim Arıkan

Yorumlar

dusler ve gercekler dedi ki…
vay be:) harika.. tanımsız bir tanım. neden herkes anlatmaya çalışır da anlatamaz bir türlü. çünkü "aşkın tanımı kendinde gizlidir" dediğiniz gibi.
Evren dedi ki…
bir arkadaşım geçenlerde dedi ki: tüm yaşadıklarım aşksa bu ne bilmiyorum. Tanımsız, tarifsiz kalışından anladım ki; yepyeni bir aşka yelken açmıştı.
aysema dedi ki…
Aşk olsun! Böyle güzel anlatılamaz ki...
Kumsal dedi ki…
Aşkı çok güzel ifade etmişsin
aşkın acısıda bi hoş diil mi?
Adsız dedi ki…
peki ya mükemmel beynimizi düşünmemeye nasıl ikna edeceğiz!!
chat dedi ki…
Valla Bravoo
Yazmak Keyiftir dedi ki…
Daha Geçen gün bir Can'la konuşurken AŞK ın dinamiği, mekaniği var ama tarifi yok demiştim. Ne güzel yazmışsın. Ancak yaşanırsa ifade bulur. O da kişi ye göre.
Sevgiyle.
7.oda dedi ki…
doğru ya.. bir şeye ad vermek bile onun çerçevesini çizmek demek neredeyse..
sorgulamadan düşünmeden yaşamak mümkün mü ki gerçekten?
sufi dedi ki…
Aşkın çekim ve cazibesinde kaybolan ben ve sen...Blackhole gibi birşey işte.Sevgilerimle.

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...