Ana içeriğe atla

Geleceğimiz hep bir sürpriz mi bizim için?


Düşünüyorum!

Geleceğe dair planlar yaparken, yolu hayatımızla kesişecek insanları gerçekten de öngöremiyor ve onları bu planımıza dahil edemiyor muyuz?
Hayatımızı etkileyecek olan insanın bize yaklaşmakta olduğunu kestiremiyor muyuz!
 
Onun kaderimiz üzerindeki etkilerini, ancak o hayatımıza girdikten sonra yaşarken mi öğrenebiliyoruz?
 
Geleceğimiz hep bir sürpriz mi bizim için?
 
Düşünüyorum!
Acaba hayatımızda neleri anlayarak yaşıyoruz?
 
Hangi seçimlerimizi bilinçli bir şekilde, hangilerini bilinç dışımızın etkisiyle yapıyoruz?
Acaba kaydedilmiş, sözsüz hangi anıların gölgeleri düşüyor sürekli üzerimize?
Unutamadığımız bir duygu, arkasında hatırlayamadığımız hangi anıyı barındırıyor?
Yüzleşmekten kaçtığımız hangi duygular yüzünden nelere, kimlere güdüleniyoruz?

Travmalarımız arasında mükemmel uyumu kiminle, nasıl yakalayabiliyoruz? 
 
Hangi hayatın peşindeyiz?
Kimi kovalıyoruz?
Arama ayarlarımızla geçmişimiz arasındaki bağı kuramıyor muyuz?
 
Varlığımızın daha çok onaylanması, kendimizi daha değerli hissetmek mi amacımız?
Eksik kalmış sevme ve sevilme ihtiyacımızı karşılamak için mi hayatları, hayatımızda ağırlıyoruz?
 
Kimi arıyoruz aslında hayallerimize inat?
Kimi buluyoruz her seferinde karşımızda?
Bizde eksik olan onda da eksik olduğu için mi, 
Bizde eksikliğe neden olana benzediği için mi, ona doğru yürüyoruz?
 
Kendimize veremediğimiz değeri, bize o mu versin istiyoruz?
Hayatımıza dahil ettiğimiz insanların karakterine baktığımızda aslında kendimize verdiğimiz değeri de mi görüyoruz?
 
Kimin sustuklarından…, kimin konuştuklarından…, Neden bu kadar etkileniyoruz?
Kimin kalışından…, kimin gidişinden…, Neden daha fazla mutlu oluyoruz?
 
Yeni kavuştuğumuz birinden neden hızla uzaklaşmak istiyoruz?
Hiç bir ihtiyacımızı karşılamayan bir eli neden bir türlü bırakamıyoruz?
 
Yeniden doğarak çıkabiliyor muyuz bir ilişkiden?
Bir parçamızı daha bırakarak mı ayrılıyoruz her birinden?
 
Gidensek neler kalıyor bizden ardımızda?
Kalansak gidenin bize bıraktığı nelerle baş başa kalıyoruz?
 
Sahip olduğumuz ilişki sisteminin kimler tarafından kurulduğunu, bize öğretildiğini,  neyi niçin seçtiğimizi, kimi neden hayatımıza dahil ettiğimizi yoksa hala anlayamıyor muyuz?
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf : Unsplash / Hesam Link

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...