Ana içeriğe atla

Yalnızım diye düşünme, kendimle vakit geçiriyorum diye düşün!

Yalnızlık…

Kimimizin kişisel tercihi.
Kimimizin belki mecburiyeti, belki de mahkumiyeti!

Kimilerine göre bir mahrumiyet, bir zaaf!
Kimilerine göre zaman zaman yaşanması gereken büyük bir keyif, bir lüks!

Peki ya sen!

Sen yalnızlığı nasıl bilirsin?
Sever misin onu?
Zaman zaman onu tercih edenlerden misin?

Kaçınılacak bir durum mudur senin için yalnızlık, yoksa gizli bir krallık mıdır?
Çok mu gürültülüdür senin yalnızlığın, kafanı çok mu şişirir, başını çok mu döndürür?

Yoksa yalnızlığın seni daima kendi içindeki o özel mabede mi götürür?

Yalnızlık...

İhtiyaç duyduğunda insanın kendine sarılması, başını kendi göğsüne yaslamasıdır.
Kalabalıklar içine hapsolduğunu fark ettiğinde, kendine kaçışıdır.
Kendini kendinle buluşturmak için zaman zaman başvurduğu bir yoldur. 

Bilincin koltuğu zihinden devralıp, yeni fikirlerin, düşüncelerin ilk tohumlarını attığı, geçmişi yeniden anlamlandırdığı o özel andır yalnızlık. 

Zihnin karanlık odalarını aydınlatan ilk ışık çoğu zaman insan yalnızken o odaya süzülür. Yalnızken zihinde açılan yeni bir pencere, ulaştığın yeni bir bakış açısı hayatını bir anda tertemiz bir havayla doldurur.

İnsanın kendini önemsemesi, kendine değer vermesi, kendine vakit ayırabilmesidir yalnızlık. Kendini gerçekten dinleyene, çekinmeden, dürüstçe itiraf edebilmesidir. 
Kendi içinde ki derinliği, zenginliği fark edebilmesi, içindeki bilgenin sesini daha net duyabilmesidir. 
Kendi ışığıyla kendini aydınlatabildiğini keşfetmesi, kendisinin aynı zamanda hem ustası hem de çırağı olduğunu fark edebilmesidir…

İnsanın içinde saklı hazineleri kendi kendine keşfedebilme, onları ortaya çıkarabilme sanatıdır yalnızlık...


Haşim Arıkan


Fotoğraf: Pexels / Petra Bauman
 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...