Ana içeriğe atla

İnsan insanı insan da mı tanır?

 


İnsan sandığından fazlasını bilir. 
Bildiğinden daha fazlasını bilincini, aklını kullanarak bulabilir. 
Sürekli konuşarak bildiklerini tekrar etmek yerine dinlemeyi seçtiğinde yeni şeyler öğrenebilir.

Tüm eylemleri özünde iki şeye dayanır.
Gerçekleştirdiği eylemin sebebi ya korkudur, ya da hazdır.
Arzular hazzın, zevkin anısıdır, korkular acının, ızdırabın.
Yaşan(a)mamış anılarsa onu en çok yoranlardır.

Geçmiş ve gelecek insanın zihnindedir.
Bugün dediği şey aslında geçmiş ve geleceğin bir toplamıdır.

Kendini dünün hatıralarının, haz ve korkularının etkisinden arındırabilmeyi başarabilenlerin zihinleri her zaman sakin ve sessizdir. 
Geleceğe sürekli geçmişin gözleriyle bakanların zihinleri ise her zaman karmaşık ve yorgun.
 
Bir tarafı cahildir insanın.
Bir tarafı ise bilgedir, hayal bile edemeyeceği kadar çoktur.

Hayatının sınırlarını kendi düşünceleri ile kendisi yaratır.
Aklında olana doğru genişler hayatı, en çok neyi düşünüyorsa hayatında onu çoğaltır.

Özgürdür insan, kendine istediğini yapmakta her zaman.
Kimi sürekli değişir, yaşadığı her şey de kendini keşfeder, cesur sorular sorar kendine, aradığı cevapları yine kendinde bulur.
Kimi sürekli inkar eder, kandırır, aldatır kendini, taciz eder, yağmalar, kendini her gün biraz daha silebilmek için uğraşıp durur.

İnsan, ulaşacağı son nokta belli, ama bu yolculuğu süresince kendine doğru ne kadar yol alacağı belli olmayan bir yolcudur.

Kimi mutluluğun varış noktasında ya da sonrasında olduğunu düşünerek yolculuk boyunca kendini avutur.
Kimi kendine armağan edilen yaşama karşılık, varlığını, ürettiği gerçekleri, duygularını , düşüncelerini yaşama bir armağan olarak sunarak, yolculuğu boyunca yaşamdan aldıklarıyla, yaşama verdikleriyle mutlu olur.

Haşim Arıkan


Fotoğraf : Unsplash / Andres Gomez

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...