Ana içeriğe atla

Düşünüyorum, kendimi kendimden kurtarabilmek için!


Düşünüyorum.
İnsanı, insan olmayı, bir insan olarak, bir hayat yaşamayı…

Düşünüyorum.
İnsanın doğduğu coğrafyayı, hayatla tanıştığı andaki yaşam koşullarını, ferdi olduğu aileyi, sosyal topluluğu…

Düşünüyorum.
Bir insan olarak hayatta; seçebildiklerimizi, seçemediklerimizi, kabullendiklerimizi, karşı koyabildiklerimizi, red edebildiklerimizi, değiştirebildiklerimizi…

Düşünüyorum.
Bugünkü beni var eden tüm gerçeklikleri, zihnimde oluşmuş olan tüm sınırları, yargıları, kuralları, şablonları…

Düşünüyorum.
Cesaretimi toparlayarak, bulunduğum kıyıdan uzaklaşabilmek, daha ne kadar ileriye gidebileceğimi keşfedebilmek, insan-olma serüvenime kendimden başlayabilmek için…

Düşünüyorum...

Zihnimin, geçmişimin, ezberlerini bozabilmek için…
Bende ben olmayanları kendimden ayıklayabilmek için…
Özgür olabilmek için neyi aşmam gerektiğini görebilmek için…

Bildiğimin çok daha fazlasını düşünerek bulabildiğimi fark ettiğim için…
Bağımsız olarak düşünebilme ve karar verebilme yeteneğime sahip çıkabilmek için…
Aklımın üretkenliğinin bana yaşattığı hazzı yaşayabilmek için…
Her insan gibi benim de yepyeni bir bilginin başlangıç noktası olabilme potansiyeline sahip olduğumun bilincinde olduğum için…

Üzerinde hile yapılarak bana sunulan gerçekleri fark edebilmek için…

Varlığımla, düşündüklerimle, ürettiğim gerçekliklerle dünya sahnesinde hep birlikte sergilemekte olduğumuz büyük oyuna katkıda bulunabilmek için…

Hayatın ancak düşünebildiğim kadarını kendime yaşattığımı bildiğim ve şu an yaşamakta olduğum hayatın çok daha ötesini de görebilmeyi istediğim için…

Kendimi yaşamayı göze alabilecek yürekliliği gösterebilmek için…

Düşünen insanlardan benim hayatımın kahramanı olmalarını beklemek, kendi hayat hikayemde bir figüranı oynamak yerine,

Kendi hayatımın gerçek kahramanı olabilmek için…

Haşim Arıkan


Fotoğraf : Pexels / Marcelo Chagas
 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...