Ana içeriğe atla

Yaşadığım ilişkilerde bağlanıyor muyum, yoksa ona tutunmaya mı çalışıyorum?


Diyorum ki;
Bana varlığımı hissettirecek birine bağlanmak, hayatta bir karşılığımın olduğunu görmek, onu yaşamak istiyorum. Öte yandan onun bağımlısı haline gelir miyim diye de korkuyorum.
 
Diyor ki;
Hepimiz bir bağ kurmak, bağlanmak isteriz. Bazen biriyle, bazen bir yerle, bazen bir anlamla…
 
Çoğu zaman da hiç bakmayız, sorgulamayız, 
O bağın bizi özgürleştirdiğine mi, yoksa tutsak mı aldığına!
Oysa tam da bu noktada başlar, seni de korkutan o ayrım:
Bağlanmak, yüreğimizin yaptığı bir seçimdir.
Bağımlılıksa, mecburiyetten doğan bir zorunluluk!
 
Bağlanmanın kaynağı sevgimizdir.
Bağımlılığın kaynağı ise korkularımız!
 
Bağlandığın kişiyle bir gün yol ayırımına geldiğinde üzülürsün, ama o olmadan da hayatına devam edebilirsin.
Bağımlı olduğun kişi gittiğinde ise, kendini sanki hayatın sona ermiş, nefesin tükenmiş, artık eksikmişsin gibi hissedersin!
 
Çünkü bağımlılık, kendi ihtiyaçlarını bir başkasının varlığıyla karşılamaya çalışmaktır.
Sevilebilmek için kendini yok saymak,
Gitmesin diye her seferinde kendinden biraz daha vazgeçmek,
Sınırlarını tamamen yitirmek,
 
Kendini unutmaktır…
 
Bağlanmada karşılıklı bir akış vardır.
Bir taraf kazanıp diğer taraf kaybetmez!
Bir tarafın zevki, diğer tarafın acısıyla elde edilmez.
Alınan tüm zevkler, verilen zevklerle karşılanır.
Bağımlılıkta ise sadece tek taraflı bir akış vardır.
Biri hep verir, diğeri hep alır.
Biri hep çırpınır, diğeri ise onun varlığına çoktan alışmıştır.
 
Düşündün mü hiç?
Sen bugüne kadar, sınırlarını koruyarak, kendini yok saymadan, kendini kaybetmeden mi bağlandın birine?
Bir başkasına, seni sen yapan taraflarını koruyarak mı “evet” dedin?
 
Bağlanmak cesaret ister…
Bağımlılıksa her zaman korkunun sesini dinler!
 
Madem ki birine bağlanmak istiyorsun, hadi o zaman bugün kendine şu cesur soruları sormaya var mısın?
 
Ben yaşadığım ilişkilerde bağlanıyor muyum, yoksa ona tutunmaya mı çalışıyorum?
Birlikte onunla el ele yürümeye mi çalışıyorum, yoksa ben hep ona mı taşınıyorum?
Yaşadığım bu ilişki ile ben büyüyor, zenginleşiyor muyum, yoksa küçülüp, gitgide eksiliyor muyum?
Ben bir ilişki yaşarken kendim olarak kalabiliyor muyum?
 
Haşim Arıkan


Fotograf:  Unsplash / David Cohen

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...