Ana içeriğe atla

Sebepsiz yere kendine kaçmaz ki insan!


Bu aralar ne çok ihtiyacım var yalnız kalmaya…
Herkesten, her şeyden biraz uzaklaşmaya…
Kendimle baş başa, sakin, huzurlu gezintiler yapmaya… 
Tartışmadan, yargılamadan, kendimi anlamaya…
Kendi varoluşum için hala başkalarının onayını aramamaya…
 
Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe…
Kendimle yürekten konuşabilmeye…
Zihnimdeki geçmişe, yüreğimdeki sevgi ve şefkatin değmesine…
Geçmişin anlamlarını bugünkü bilincim yenilerken,
Yüreğimin yeninin heyecanı ile titremesine…
 
Bu aralar ne çok ihtiyacım var dinginliğe…
Yaşadığım hayattan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bir araya getirmeye…
Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye…
Hiç bir şeyi oldurmak için mücadele etmemeye…
Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye…
 
Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime...
Sanki onunla ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu dünsüz, ön yargısız görebilmeye…
Ona olan sevgimi, inancımı, güvenimi yüreğimde yoğun bir şekilde hissedebilmeye…
Kendimi güçlü göstermeye çabalamak yerine, kendimi gerçekten güçlü hissedebilmeye…
Kendimi hiç bir şey için eksik, yetersiz görmemeye…
Hak ettiğim değeri kendime vermeye…

Bu aralar ne çok ihtiyacım var,
Korkmadan, utanmadan, saklanmadan içimden geldiği gibi yaşayabilmeye...
Kendi mutluluğum için kendimi harekete geçirebilmeye…
Mutlu olma cesaretini gösterebilmeye…
 
Bu aralar ne çok ihtiyacım var!

Sevgiye,

Olduğum gibi sevilmeye,

Koşulsuzca sevildiğimi hissetmeye...
 
Haşim Arıkan



Fotoğraf : Pexels /  Nathan Cowley 

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...