Ana içeriğe atla

Kim veriyordu kararı, hangi hayalin gerçek olacağına? O hayali kuran mı, o hayali ona kurduran mı?

 

Söyle bana hayat!
Beni kime doğru yaklaştırıyorsun?
Birlikteyken bize olacak olanların kayıtları şu anda nerede?
 
Hangi tesadüfle, ne zaman kesişecek hayatlarımız?
Birbirimize ilk bakışlarımızla mı sarılacağız?

Rollerimiz ne olacak hikayelerimizde?
 
Birbirimizi kendisi ile buluşturup, tanıştırmayı başarabilecek miyiz?
Birbirimizin ruhuna değip, eksik olan bir şeyleri yerine koyabilecek miyiz?
Birbirimizin dünyasına ilgi ve merak duyabilecek miyiz?
 
Ne kadar cesur olabileceğiz? 
Kendimizi ne kadar özgür bırakıp, ne kadarımızı açığa vurabileceğiz?
Yaralarımızı birbirimize gösterecek kadar, birbirimizin yanında soyunabilecek miyiz?
Ruhumuzda birbirimize yer açıp, o yeri onun için koruyabilecek miyiz?
 
Birlikte büyüyüp, gelişip, zenginleşmek için bir arada durabilecek miyiz?
Hem kendimizden hem birbirimizden yana olmayı başarabilecek miyiz?

Kişisel dengelerimizi eşitlik üzerine kurup, gerektiğinde birbirimizin yolundan çekilme nezaketini gösterebilecek miyiz?
 
Hadi, söyle bana hayat. 
Biz’e dair biraz ipucu, biraz umut ver bana.
Kendimizi olduğumuz gibi görebildiğimiz bir ayna olarak kullanabilecek miyiz ilişkimize?
Yaşadığımız bu deneyimi, zaaflarımızı, güdülerimizi, düşüncelerimizi, arayışlarımızı keşfettiğimiz bir yolculuğa dönüştürebilecek miyiz?
 
Hem kendimiz olup, hem birbirimizi olduğu gibi sevebilecek miyiz?
Hem birbirimize ait, hem cesur ve bağımsız olabilecek miyiz?
Birlikte büyüyüp, birlikte eskiyebilecek miyiz?
 
Hadi, söyle bana hayat.
Gerçek olacak olan hayali kurdur bana.
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf : Unsplash / Felipe Pelaquim

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...