Ana içeriğe atla

İçimdeki Dört Yolcu!


Bu bedende dört yolcu ile yürüyorum uzunca bir süredir.

Her biri benimle farklı bir dilde konuşup, bana farklı bir yönü işaret ediyor!
 
İlki, bir yazar.
Duygularımı, düşüncelerimi kelimelere döküyor,
Kırıldığım yerleri, geçmişte susup söyleyemediklerimi paragraflarla sarıyor.
Bana aşka, sevgiye, özleme, yalnızlığa, insana, hayata dair cümleler kurduruyor.
Her yazdığımla kendimi biraz daha ifşa ettiğimi bile, bile…
Sürekli yazmak istiyor.

İkincisi, bir düşünür.
Hayatı, insanı, dünyayı, düzeni sorguluyor,
Belirsizlikten, çaresizlikten, düşüncelerin bir zincire dönüşmesinden hiç hoşlanmıyor,
Cesur, güçlü ve özgür olmak, hayatta sürekli yol almak istiyor.
İtiraf etmekten, kendisiyle yüzleşmekten korkmuyor.
“Ya sen olursun ya hiç kimse,” diyor.
Ve içimdeki gerçek “ben”i o ayakta tutuyor.
 
Üçüncüsü, bir suskun.
Konuşmayı çok sevmiyor.
Ne söylesem “O sadece bir düşünce.” diyor.
Zihnimin yarattığı tüm tanımları, yargıları, kalıpları yıkıyor içimde.
Beni yeniye aç, değişime, dönüşüme, öğrenmeye her zaman hazır tutuyor.
Ve ben, dünsüz, yarınsız, tanımsız bir hiç olabilmeyi öğreniyorum onunlayken.
Hiçe dönüştüğümde, ne çok şey olabilme potansiyeline sahip olduğumu fark ediyorum.
 
Dördüncüsü, bir bilge.
Hayatla, doğayla konuşuyor.
“Dünya, evren seninle oyun oynuyor, sen farkında değilsin” diyor.
Zamansız cümlelerle anlatıyor bana söylemek istediklerini.
Ruhumun sezgilerine, bilincimin enginliğine kapı aralıyor.
 
Bu dört yolcuyla yıllardır aynı bedende yaşıyorum.
Kimi zaman biri direksiyona geçiyor,
Kimi zaman hepsi aynı anda konuşuyor.
Tartışıp, susuyorlar …
 
Ama hepsi de beni daha çok ben yapıyorlar, 
Beni benden alıp, sürekli benden daha öteye taşıyorlar...
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf : Haşim Arıkan


 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...