Ana içeriğe atla

… bilirsin ki sensindir onların hepsi!


Cahil ve de bilgeyim. 

Anlayışlı olduğu kadar bencil. 
Sakin olduğu kadar öfkeli. 
Cesur olduğu kadar korkak. 
Mutlulukları kadar acı çeken. 
İç savaşlarında galip olduğu kadar mağlup da olan.

Kısacası insanım ben de tıpkı senin gibi, sadece insan.

Dünya sahnesinde hep birlikte oynadığımız hayat oyununu, bir insan olarak nasıl bir tasarıma sahip olduğunu, gerçek ben’in kim olduğunu, onun kendi hikayesine ne kadarlık bir etkisinin olduğunu çözmeye çalışan.

Dedim ya insanım ben de tıpkı senin gibi, sadece insan.

Otantik benliğine, duygu doğasına, düşünsel özgürlüğüne saygı duyan. 
Kendi bilincinden doğan düşüncelerden, kendi yüreğinden taşan duygulardan korkmayan. 
Onları hiç bir fark gözetmeksizin dinlemeye, anlamaya, nedenlerini, ilk tohumlarını içine kimin, ne zaman attığını, onları filizlendiren iklimi yaratmayı nasıl başardığını keşfetmeye çalışan.
İnsana ait hiç bir şeyi kendine yabancı, uzak bulmayan.

Karanlığını keşfederek aydınlanmaya, kendi ruhunun kaybettiği samimiyetini bulmaya çalışan.

İnsani büyümenin, içindeki bir şeyleri dışarıda bırakarak değil, bir insan olarak kendine ait her şeyi uyumlu bir şekilde bir araya getirebildiğinde gerçekleştiğine inanan. 

Hayat’ın, bize hem cahilliğimizi, hem de bilgeliğimizi fark ettiren ve onların sağlıklı iletişimiyle çok daha hızlı yol alabildiğimizi fark ettiren keyifli bir keşif yolculuğu olduğunu savunan.
Yaşamda nereye kadar gidebileceğini keşfedebilmek için heyecanlanan.
Bir gün perde kapandığında gerçek ben’i hala doğuramamış olmayı değil, bir insan olarak, bir ömüre sığdırabildiği kadarıyla, sahip olduğu özellikleri kullanabilmiş olmayı arzulayan.

Dünya dediğimiz bu koskoca sahnede sergilenen hayat gösterisinde performansını sergileyen milyarlarcası gibi, sadece insanım ben de, sadece insan.

Sonu olmayan anlam arayışlarına devam ederken, sürekli öğrenmek, keşfetmek, mutlu olmak için çabalarken, doğarak başladığı bu müthiş keşif yolculuğunun da kendince keyfini çıkarmaya çalışan…

Haşim Arıkan



Fotoğraf : Unsplash / Gaspar Zaldo

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...