Bazen insan ne kadar direnirse dirensin tükeniyor içinde birşeyler.
Aynı evi paylaşan, iki kişilik yanlızlıklara dönüşüyor ilişkiler.
Bunu görse de ondan vazgeçmeye bir türlü cesaret edemiyor insan.
Tanıdık, bildik olması, ona güven veriyor, bu yüzden de bir türlü ondan vazgeçip gidemiyor.
Aklına zaman zaman yeni olan gelip çöreklense de bir türlü cesaret edemiyor.
Bu yüzden de yanıbaşında hayatına girmek için sırasını bekleyeni hiç bir zaman göremiyor.
Bilmeden belki de hayatındaki en son fırsatı da tepiyor.
Kimimiz, gönül bağı, sadakat anlamlarını yüklüyor bu duruma.
Belkide, onu mutlu etmeyen, acı veren bu yaşadığını, kendince anlamlandırabilmek, kendini biraz olsun rahatlatabilmek adına.
İnmeye cesareti olmadığı için; yıllar önce bindiği bir otobüste, ona hiç keyif vermeyen bir manzarayı seyrede seyrede seyahatine devam ediyor.
Aklına zaman zaman bir sonra ki durakta inmek gelse de, buna bir türlü cesaret edemiyor.
Bu yüzden de, bir sonraki otobüsün onu istediği, hayal ettiği ilişkiye götürüp götüremeyeceğini hiç bir zaman bilemiyor.
Bilmeden belki de hayatındaki en son fırsatı da tepiyor.
Oysa herşey insanın hep önünde, onun seçimini bekliyor.
İnsan;
Ya kendini mutlu edebilme cesareti gösteriyor.
Ya da bilmeden belki de hayatında ki en son fırsatı da tepiyor.
Ya gerçekten mutluyum diyor.
Ya da, o da mutluluk oyununu oynuyor.
04 Nisan 2007
Haşim A.
Hayatı, insanı ve zihnimizde olup bitenleri birlikte anlamaya çalıştığımız bir düşünce günlüğü.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne ...
-
İnsanın hayatta bir şeylere tutunmaya, zihninde sürekli hayata dair kendini rahatlatacak yeni düşünceler, tanımlar, kayıtlar oluşturmaya g...
-
Son durağa doğru yaklaşan otobüsün içindeki son beş kişiydiler. Otobüsleri hergünkü gibi sıkışmış olan İstanbul trafiğinde adım adım ilerler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder