9 Temmuz 2017

Asla Bilemezsin!


Hiç hesapta yokken, ansızın, bir an da baş verir zihninde bir düşünce!
Belki bir kırgınlık, belki bir hayal kırıklığı, belki de bir anlık öfkeyle...
Neden, niçin, nasılını tam sorgulamadan bir bakarsın ki tetiği çekmişsin.
Kendini o düşünceye teslim etmişsin.

Sihirli bir güç, her şeyi kilitler sanki o dönemde!
Ne sana dur, ne yapıyorsun diyen çıkar, ne de sen, adımların bir süre sonra seni geri geri çekse de kendini bu kararından döndürürebilirsin.

Zaman akıp geçer...
Sen, seni önüne katıp götüren bir akıntının önünde sürüklenirsin.
Ne kendini bu akıntıya tam teslim edebilirsin, ne de artık geri dönüp bir şeyleri değiştirebilirsin.

Yaşanması gereken ne varsa yaşanır.
Hayat en sonunda seni getirip bir noktada bırakır.
Zihninde uçuşan Neden? 'lerle başbaşa kalırsın.

Neydi seni hiç hesapta yokken bu bulunduğun noktaya sürükleyen şey çözemezsin!

Bazı şeyleri kendinden ne kadar uzak zannetsen de, aslında hayattaki her şey zihninde ansızın filizlenip seni teslim alacak bir düşünce kadar uzaktır sana, bunu pek fark edemezsin.

Olması gereken -sana rağmen- her zaman olmaya devam eder.

Hayat denen oyunda, bir sonraki sahnede rolünün ne olduğunu o an'ı yaşamadan asla bilemezsin...


3 Haziran 2016
Haşim Arıkan

15 Ocak 2015

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...



Düşündün mü hiç?
Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını?
Hergün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu?
Bu hayatın ne için yaşandığını?
Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini?
Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verildiğini?


Düşündün mü hiç?
Bugüne kadar hangi yolları izledin?
Kimlerin yaşamlarına dokundun?
Dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin?
Sevginle nelerin değerini çoğalttın?
Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu?
Onlara her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın?
Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin?
Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi?
Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti?

Düşündün mü hiç?
Varlığınla dünyada nasıl bir fark yarattın?
Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen rol aldın?
Hangi duyguların, hangi düşüncelerin başlangıç noktasında sen vardın?
Hangi ihtimaller senin sayende hayat buldu?
Senin sayende evrenin akışı nerede, nasıl farklılaştı?
Sen olmasaydın evrende acaba neler hiç yapılamamış olarak kalırdı?

Düşündün mü hiç?
Senin herşeyin bir parçası olduğun gibi herşeyin de senin bir parçan olduğunu.
Bir çok başlangıcın öncesinin, bir çok bitişin sonrasının sen olduğunu.
Kendini akıp giden bir nehir gibi hissetsen de akmakta olan suyun ulaştığı son noktanın koskoca bir deniz olduğunu.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin.
Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin.
Herşeyin bir nedeni, bir anlamı olduğu gibi senin hayata gelişinin de bir amacı, bir anlamı, bir değeri, bir önemi var.

Birbirini tetikleyen, birbirine karışan, birbirinin içinde eriyip, birbiriyle tamamlanan, bütün hareketlerin, bütün seslerin, bütün amaçların, bütün özlemlerin, bütün çilelerin, bütün mutlulukların, bütün acıların, bütün iyi ve bütün kötü şeylerin oluşturduğu evren de ki, birlik, bütünlük ve mükemmeliği, fark ettin mi hiç?

Varlığının, evrenin o muazzam kurgusu içinde hangi önemli görevleri üstlendiğini, hangi güzellikleri, hangi mükemmellikleri tetiklediğini, hangi olumsuz ihtimalleri doğma şansı tanımadan yok ettiğini,

Düşündün mü hiç?

11 Ekim 2010
Haşim Arıkan

Fotograf : Breaking dawn

13 Ocak 2015

Örümcek...


Tüm yaşadıklarımızı cümlelerle canlanan birer anı olarak zihnimizde istifliyoruz.

Bir örümceğin kurbanını ağıyla sarması gibi kendimizi zihnimizde istiflediğimiz bu cümlelerle sarıyoruz. İşin kötüsü hem örümcek biziz, hem de kurban. Sürekli kendi ağımıza düşüyoruz...

Zihnimizdeki cümleler bize kim olduğumuzu söylese de biz yine de onların bize söylebileceklerinden çok daha fazlayız. 

Cümleler sadece sınırlar değil, yeni şeyler de yaratır...

13 Ocak 2015
Haşim Arıkan

Fotograf: Spectre

27 Kasım 2014

En harika ilişkiler, en umulmadık yerdedir, düşüncelerin ulaş(a)madığı yerde...


Acaba öğrenmek için kaç ceset ilişki bırakmalıyız ardımızda?
Kaç tekrar daha yaşamalıyız, farklı zamanlar da, farklı insanlarla, farklı mekanlarda.

Neden hep aynı gerçeklikleri yaratıp duruyoruz?
Niçin hep bir öncekinin benzeri ilişkilere tutunuyoruz?

Bizi çevreleyen sonsuz olasılıklar denizinde nasıl oluyor da durmadan hep aynı gerçeklere ulaşıyoruz?

Belli yaşam tarzlarına mı çok koşullandırıldık?
Yoksa günlük yaşama mı kendimizi fena kaptırdık?

Hayatlarımız üzerinde kontrolümüz olmadığı fikrine acaba ilk ne zaman kapıldık?
Dış dünyanın, iç dünyamızdan daha gerçek olduğuna nasıl inandık?

Oysa dışarıda içeriden bağımsız hiç bir şey yok.
Dışarıda neyin gerçek olduğunu sadece zihnimizdeki dünün tortusu düşünceler belirliyor!

Acaba, sırf bu düşüncelerin bize bir türlü yaptırtmadığı seçimlerle;
Bugüne kadar, kendimizi ve dünyayı kaç olası muhteşem gerçeklikten mahrum bıraktık?

7 Haziran 2011
Haşim Arıkan

13 Temmuz 2014

Oyunu oynamayı red edersen oyunun dışında kalırsın...


Diyorum ki; Yaşadıklarıma düşüncenin enerjisini karışmadan yaşamayı bir türlü beceremiyorum. 

Gülümsüyor. "Dikkatini düşüncelerinin üzerine değil aralarına ver" diyor. "Kalabalıkta yürürken karşına çıkan her insanla kavga etmezsin değil mi? Aralarından yolunu bulur geçersin sadece."

13 Temmuz 2014
Haşim Arıkan

30 Mayıs 2014

Sana teşekkür ediyorum!


Uzunca bir süredir bana bıkmadan, usanmadan neye inanıp, neye inanmamam, neyi yapıp, neyi yapmamam, neleri düşünüp, neleri düşünmemem, neleri hissedip, neleri hissetmemem gerektiğini, neyin kabul edilebilir, neyin kabul edilemez, neyin iyi, neyin kötü, neyin güzel, neyin çirkin, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, nasıl davranmam gerektiğini, nasıl iyi bir insan olabileceğimi öğretmeye çalışıyorsun. Öncelikle bunun için sana teşekkür ediyorum.

Düşünüyorum da, bugüne kadar seni ne kadar yanlış değerlendirip, sana karşı ne kadar haksızlık etmişim. Bunca zaman boşu boşuna, seninle ters düşerek, kendi gerçeklerimi, kendi inanç sistemimi oluşturmaya çalışmışım! Kendi deneyimlerimden yola çıkarak, bireysel beynimin yarattığı özgün düşüncelere kendimi kaptırmış, doğru olanın, bu düşüncelere, bireysel kimliğime sahip çıkmak olduğunu sanmışım!
Belki biraz geç oldu ama; senin bıkmadan usanmadan yaptığın tekrarların, benim gibiler için oluşturduğun ceza - yargı - ödül sistemin sayesinde, nasıl düşüneceğimi, nasıl yaşayacağımı, nasıl bir insan olacağımı artık biliyorum. Bundan sonra bana doğru diye aktardığın tüm bilgileri, kendi düşüncem, kendi inancım olarak koşulsuzca kabul edeceğim. Bana gösterdiğiniz tüm gerçekleri, kendi gerçeklerim olarak özenle beynime kaydedeceğim. Yargılarım artık senin yargılarınla birebir uyumlu olacak.

Bilmeni isterim ki artık tamamen senin bir kopyan gibiyim. Yani, tam benden beklediğin, olmam gereken kişiyim.

İçimdeki “BEN” mi?

“Ben” diye bir şey yok. Bu tamamen bencil ve egoist insanların bir uydurması. Ve acı olan bugüne kadar ben de onların bu yalanına inananlardandım. Tamamen kendime, nasıl düşündüğüme, ne hissettiğime, özümde nelere sahip olup, nelere sahip olmadığıma odaklanmıştım. Ama dünya üzerinde yaratılmış en mükemmel düzeni ayakta tutan sizlerin sayesinde, sonunda ben de gerçeği gördüm ve bütün bu yanlışlarımdan vazgeçtim. Artık kendimi düşünmüyorum. Bireysel kimliğimi yırtıp attım. Ruhumun adını hafızamdan tamamen kazıdım. İçimdeki aptal bilge ile iletişimimi tamamen kestim. Artık mantık da yürütmüyorum. Sadece inanıyorum. Ve sana, tüm söylediklerine sonuna kadar katılıyorum.

Meğer esas önemli olan, senin ve senin gibi düşünenlerin paylaştığı o geniş kimliğin, senin oluşturduğun kollektif bilincin bir parçası olabilmekmiş. Şu anda bunu başarmış biri olmanın keyfini çıkarıyorum.

Mutlu muyum?

Biri bana “Mutlu musun?” diye soruyor. Söyler misin lütfen? Ona ne demeliyim?

08 Şubat 2009
Haşim Arıkan

20 Aralık 2013

Sence aşk nedir?


“Sence aşk nedir?” diye soruyorum.

“Bunu düşünmemelisin!” diyor. “Eğer kalbini düşüncelerle doldurmaya başlarsan gerçek aşkı hiç bir zaman keşfedemezsin. Düşünmek, önyargıları, korkuları, geçmiş bilgileri, cümlelere dönüştürmektir. Kurduğun cümleler beyninde model oluşturur, aşkı da o modelin içine hapsedersin.

Oysa aşkı ancak, onu hiç yorumlamazsan, ona bir tanım, bir ad koymazsan gerçekten yaşayabilirsin.

Sakın unutma her aşkın tanımı kendi içinde gizlidir.”

20 Temmuz 2009
Haşim Arıkan

Öne Çıkan Yayın

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Hergün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Bu hayatın ne için yaş...