İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

Hayat bilinmeyen bir ülkede uzun ve çetin bir yolculuk gibi...


Dolu dolu yaşamak istiyorsun, herkes gibi sen de duyusal varoluşu arzuluyorsun.
Arzuların  seni yeni, farklı deneyimlere doğru  sürüklüyor.
Her yeni deneyimse, yeni bir keşfe, kendini biraz daha bilişe.

Yaptığın seçim sonrası yaşam şansı bulan her deneyim, ilk önce bilinci kıpırdatıyor.
Bilinç, zihni yaşanmakta olanı projekte etmesi için uyandırıyor.
Zihin onu, yılların onda oluşturduğu düşünce kanallarına, kendi tarzına göre senin için renklendiriyor.

Kimi zaman dünyayı keşfetmek adına kendini unutuyorsun, kimi zamansa kendini bilmek için dünyayı.
Gece gündüz gibi sürekli birbirini takip eden bu, kendini hatırlama ve unutma zihin halleri arasında hayatın boyunca sona ermeyen bir  med cezir yaşıyorsun.
Kimi zaman gerçeğin çekim gücüne kaptırorsun kendini, kimi zaman sahte olanı red edip ondan uzaklaşmaya çalışıyorsun.
Bu dönüşümlü olarak birbirini izleyen ruh halleri arasında sürekli sallanıp duruyorsun sen de herkes gibi.
Bu sallanışlarınla, gel-gitlerinle aslında hayat örgünü her gün biraz daha dokuyorsun.

Durmaksızın devinmek, keşfetmek, gelişmek, ne yaparsan yap değişmeyecek olan tek kaderin. 
Beyninde uçuşan tüm sorular her zaman zihnin senin için projekte ettiği film hakkında. 
Cevaplarsa senin düşüncelerine, senin neyin gerçek olduğu inancına bağlı.

Ve eğer birgün zihnini fethedip, onun ötesine geçmeyi başarabilirsen, düşüncelerini, duygularını, sözcüklerini, eylemlerini de aynı hizaya getirebiliyorsun.
Herşey birlik, bütünlük içinde olduğunda, içte ve dışta süre gelen savaş sona eriyor, olmakta olanla ahenkleşiyorsun.

Ve işte o andan sonra sen artık hayatla uyumlu bir şekilde dans etmeye, onun tadını çıkarmaya başlıyorsun.

16 Nisan 2013
Haşim Arıkan

Fotograf : House M.D.

Dönüşüm de ,dönüştüren de, dönüşen de sensin...



Ne tuhaftır aslında;

Hem yaşamla uyum içinde akıp gitmek ister, hem de yaşamla inatlaşırsın.
Sırf istemediğin için, kendini bir çok şeyden mahrum bırakırsın.
Koşullanmış zihnin, algılamak yerine eski bilgilere göre değerlendirmeyi  seçer, farklı olan ne çok şeyi birbirine benzetip,  ne çok yeni  görüntüyü, farklı sesi, deneyim fırsatını ıskalarsın.

Önündeki yol her an değişmekteyken, sen inatla, seni ulaşmak istediğin yere götürecek sabit bir haritanın peşinde koşarsın.
Hayat, birbirini izleyen olaylar zinciridir ama sen sürekli birşeylere tutunup, yapışır onlarla birlikte hareket etmeye çalışırsın.

Sözün özü dostum, sen fark edebildiğin kadarsın.

Kabul etmelisin ki sen, kendinin hem yaratanı, hem de tutsağısın.
Hayatın ancak düşünebildiğin kadarını kendine yaşatırsın.

Deneyimlerini sözcüklerle sınırladığında, düşüncelerinle kısıtladığında muhteşem ve görünmeyen birçok şeyi kaçırırsın.
Farkına varamazsan eğer, sen de herkes gibi, bilmeye değil, bilinenlere alışırsın.

5 Nisan 2013
Haşim Arıkan


Fotograf: James Dean

Bumerang - Yazarkafe
Related Posts with Thumbnails
Copyright © 2006-2015 Haşim Arıkan

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim-1: inandigimmasallar@yahoo.com
İletişim-2: hasimarikan@hasimarikan.com